Stephen Hawking ve Acılarla Dolu Başarı Hikayesi

İngiltere’de doğan Stephen Hawking çocukluk yıllarını ailesi ile birlikte Londra’da geçirdi. Gayet sağlıklı ve başarılı bir öğrencilik hayatı olan Hawking, 11 yaşına geldiğinde Londra’dan biraz uzakta bulunan St. Albans’taki bir okula gitti. Bu okuldan mezun olduktan sonra babasının da etkisiyle Oxford University College’de eğitimini sürdürdü. 

9 Ocak 1942 doğumlu Hawking, akademik hayatının başlarında sınıfın parlayan yıldızı olarak kabul edilen bir öğrenci değildi. İlk yıl St. Albans Okulu’nda, sınıfının sondan üçüncüsüydü. Okul dışındaki etkinliklere daha odaklıydı. 

Hawking ilk önce Oxford’da iken fiziksel sağlığıyla ilgili sorunları fark etmeye başladı fakat bu belirtileri saklamayı tercih etti. 

Cambridge Üniversitesi’nde öğrenci olduğu senelerde Hawking’e ALS hastalığı teşhisi kondu. Henüz 21 yaşındaydı ve doktorlar 2,5 sene ömrün kaldı şeklinde tahminlerde bulundu. 

ALS hastalığı en basit tabirle kaslarını kontrol eden sinirlerin işlevini yerine getirememesi durumu.

Kendisine sık sık yöneltilen “ALS hakkında nasıl hissediyorsunuz?” sorusunu “Olabildiğince normal bir hayat sürmeye çalışıyorum ve durumumu düşünmüyorum, ya da yapamayacağım şeyler için pişmanlık hissetmemeye çalışıyorum.” şeklinde cevaplardı. 

1962 yılında Oxford’dan mezun olan Hawking, kozmoloji alanında araştırma yapmak için aynı yılın Ekim ayında Cambridge Üniversitesi’ne giriş yaptı. Albert Einstein’ın mirasçısı ve yaşayan en büyük zihin olarak gösterilen Stephen Hawking’in hayatındaki zorluklar da işte bu dönemden sonra başladı. 

 

Bedeni giderek gücünü kaybederek Hawking’in keskin zekası; evrenin doğası, nasıl oluştuğu ve nasıl son bulacağıyla ilgili teoriler üretmeye devam ederdi. 

1974’te, Hawking’in kara delikler üzerindeki araştırması, onu bilimsel dünyada bir üne kavuşturdu. 

Basitçe, Hawking, maddenin radyasyon şeklinde, çökmüş bir yıldızın çekim kuvvetinden kaçabileceğini gösterdi. Hawking, dünyanın kara delikler ve evren hakkında nasıl düşündüğünü yeniden şekillendirerek çalışmalarını geliştirmeye devam etti. 

Hawking kendi Radyasyon Teorisi’ni 32 yaşındayken ortaya attı ve prestijli Albert Einstein Ödülü’nü kazandı. 

Büyük Patlamadan önce olanlar hep ilgisini çekti. O, hayali zamanla gerçek zamanın yerini alan kuantum yerçekimine Öklid yaklaşımını uyguladı. Evrenin tarihinin sınırsız, dört boyutlu kavisli bir yüzey gibi oluştuğunu söyledi. 

65 yaşında, Hawking uzay yolculuğuna doğru da önemli bir adım attı. 

2012 yılında 70. doğum gününü kutlarken yaptığı açıklaması çok konuşuldu: “Uzaya açılmadan, insanoğlu 1000 yıl daha yaşayamaz.” 

Stephen Hawking, 76 yıllık ömrüne sığdırdığı sayısız eserlerle ve çığır açan araştırmalarıyla asla unutulmayacak bir bilim insanıydı ve sonsuza kadar unutulmayacak. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s